IUATLD tarafından düzenlenen
36. AKCİĞER SAĞLIĞI DÜNYA KONFERANSI
18-22 Ekim 2005, Paris, Kongre Merkezi

Kongrenin ana teması: "Etkili TB, HIV ve astım koruma ve kontrolünü geliştirmek ve sürdürmek"

18 Ekim 2005: Kongreden iki gün önceki çalışma grupları toplantısı.

Stop TB Partnership (TB’u Durdur Ortaklığı) bünyesindeki üç “uygulama çalışma grubu” (DGTS’yi Yaygınlaştırma, TB-HIV ve DGTS-Artı) tarafından sunumların yapıldığı ve tartışıldığı bir gün süren bir toplantı yapıldı.

Mayıs 2005 tarihinde DS֒nün Dünya Sağlık Asamblesinde (DS֒ne üye 192 Devletin Sağlık Bakanları) bir karar aldılar. Bu kararda, bütün hükümetlerin “TB hastalarının tamamının evrensel bakım standartlarına ulaşmalarını garantilemeyi” desteklemişlerdir. Bu karar, TB-HIV ve ÇİD-TB olanlar da dahil bütün TB hastalarını kapsayan TB kontrolünün yeni vizyonu ile uyumludur. Bu sempozyumda, Çalışma Grupları, küresel TB kontrol hedeflerine ulaşmak için ve Milenyum Gelişme Hedeflerine doğru ilerleme için, TB-HIV ve DGTS-Artı aktivitelerinin DGTS Yaygınlaştırma planına nasıl yöneltecekleri konusundaki planlarını sunacakları kongre programında belirtilmişti.

Toplantı, tam gün, 400 kişilik dolu bir salonda yapıldı.

Sabah oturumunda, önce Mario Raviglione açılış konuşması yaptı.

İkinci konuşma, Fransa’da TB kontrol politikası üzerine idi. Martine Le Quellec-Nathan. Bu konuşmada, Fransa’da 1970’lerden beri olan düşüşün, 1992-93’te kısmi bir artış gösterdiği, 2003’de insidansın yüzbinde 10-15 arası olduğu belirtildi. Paris şehrinde ise 44,7 insidans saptanmış. DOTS politikası yok. Tedavi uyumsuzluğu bir sorun. Hedefleri, tedavi sonuçlarını izleme, yüksek insidanslı gruplarda olgu yönetimini geliştirmek, latent TB yönetimini geliştirmek, aşı politikasını gözden geçirmek.

Üçüncü sunum Çin’de TB Kontrolündeki Gelişmeler konusu idi. Sunumu, Çin Sağlık Bakanlığı Müsteşarı (Longde Wang) yaptı. Çin, yüksek TB olgu yükü olan 22 ülkeden birisi. 2003 yılında tahminen 1,33 milyon yeni TB olgusu olduğu tahmin ediliyor ve dünya toplamının %15’i ve ikinci en çok hasta olan ülke. Batı Pasifik bölgesinin %70 TB olgusu burada. DGTS’nin 1991’de başladığını ve 1995 yılında %60’a ulaştığını, daha sonra plato çizen artışın 2002 yılından sonra hızla artarak %100’e çıktığını belirtti. Olgu bulma oranının 2005’de %70 hedefine ulaşacağını umuyorlar. Yeni olgulardaki kür oranı 1995 sonrası hep %95 üzerinde olmuş. Programın özelliklerni, bütçelerini ve hedeflerini sıraladı. Konuşmasını, “Çin, uluslararası topluluk ile birlikte, bütün dünyada TB’un yayılmasının kontrolü için kendi katkımızı sağlayacaktır.” cümlesi ile sonlandırdı.

Sonraki konuşmacı, Fransa’dan Prof. Michel Kazatchkine idi. Bu Prof, Dışilişkiler Bakanlığında görev yapan birisi. Konusu, HIV/TB ortak enfeksiyonu idi. 2005 yılında dünyada 39,4 milyon HIV ile yaşayan insan var (35,9-44,3). Yeni HIV infeksiyonu yılda 5 milyon kişide. Yarısı 15-24 yaşta, yarısı kadınlarda, %90’ı yoksul yerlerde. Son 4 yılda, yeni TB olgularının >%11’i HIV infekte kişilerde görülmüştür. TB ölümlerinin %12’si HIV’ye bağlıdır. AIDS’e bağlı ölümlerin %10’dan fazlası TB’dan olmuştur. Sahra güneyi Afrika ülkelerinde, AIDS ölümlerinin üçte birinden fazlası TB’dandır.

Beşinci sunum, Küresel Fon tarafından yapıldı (Helen Evans). Başlık: “Tüberküloza karşı savaşın bütçesini sağlamak” idi. 85 ülkede 105 TB fonu sağlamışlar. TB fonları, miktar ve oran olarak artıyor. Fon ile sağlanan imkanlar yüz milyon dolarlar düzeyinde ve beş yılda 1,7 milyar dolara ulaşıyor. Küresel Fon, bir bütçe kuruluşu. Uygulama ise Stop TB Partnership tarafından yapılıyor.

Altıncı sunumu Chris Dye yaptı. Küresel TB epidemiyolojisi ve Milenyum Gelişme Hedeflerine yönelik ilerleme başlık idi. Dünyadaki TB hastalarının DGTS ile tedavi edilme oranları, 1994 yılında %16 iken, 2004 yılında %45’e ulaşmıştır. Dünyadaki yaklaşık yıllık 9 milyon TB hastasının üçte biri Hindistan ve Çin’de. Yaklaşık 200 bin yeni ÇİD olgu ve yeni 700.000 HIV pozitif TB saptanıyor. Afrika’daki HIV yüksek bölgeler, küresel TB insidansını artırmaktadır. 1990’dan 2005’e kadar dünyadaki önemli değişme, Afrika ve eski SSCB ülkelerinde artış olmasıdır.

MİLENYUM GELİŞME HEDEFLERİ:

1. Yoksulluk ve açlığı yoketmek
2. Herkese ilk eğitim
3. Kadınları güçlendirmek ve onlara yetki vermek
4. Çocuk ölümlerini azaltmak
5. Anne sağlığını geliştirmek
6. HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele etmek
7. Çevreyi korumak
8. Gelişme için küresel ortaklık

Milenyum Gelişme Hedefleri içinde küresel TB kontrolü için 5 hedef belirlenmiştir.

1. İnsidansın artışını durdurmak ve azalmaya başlamasını sağlamak
Gösterge 24: 2005 yılını hedef alarak (DGTS uygulama)
2. Olgu bulma %70 (6 milyondan fazla olgunun tanısı)
3. Tedavi başarısı %85 (DOTS ile 5 milyondan fazla kür)
Gösterge 28: 1990’a göre 2015 yılını hedef alarak (Etki)
4. Prevalans 300/100.000’in %50’si
5. Ölümler 30/100.000’in %50’si (1 milyondan az ölüm)

DS֒ye Ekim 2005’e kadar,

   Sürveyans bilgisi yollayan 149 ülke (%71),
   Sürveyans bilgisi analiz edilmiş 135 ülke (%64),
   Bütçesini bildiren 83 ülke (%39).

Son 10 yılda DGTS programları ile 21 milyon insan tedavi edilmiş.

2004 yılında 4,5 milyon TB hastası kayıtlı, bunlarda 4,1 milyonu DGTS ile tedavi edilen ve 2 milyonu DGTS ile tedavi edilen yayma pozitif olgu.

2003’te tedavi başarısı dünya genelinde %82.

Tedavi başarısızlıkları incelendiğinde,
Avrupa’da %7 ölüm, %7 başarısızlık, %7 terk, nakil ve değerlendirilmeyenlerle %25
Afrika’da %7 ölüm, %1 başarısız, %9 terk, %4 nakil ve %7 değerlendirilmeyen ile toplam %27.
Benzer şekilde diğer DSÖ bölgelerinin sonuçları sunuldu.

Dünyada olgu bulmada hem DGTS bölgelerinde hem de toplam olgularda bir artış ve 2000’lerden sonra bir ivmelenme var. DSÖ bölgeleri, Avrupa, Amerikalar ve Batı Pasifik’te olgu bulma daha iyi iken, en kötü Doğu Akdeniz, sonra Afrika ve Güney Doğu Asya geliyor.

Olgu bulma (%70) ve tedavi başarısı (%85) hedefine ulaşmış 15 ülke var. Yüksek olgu yükü olan ülkelerden Filipinler ve Vietnam burada yer alıyor. %70 üstünde olgu bulmuş ve tedavi başarısı düşük (%70-80) YOYܒler Myanmar ve Tayland, tedavi başarısı %85 üzerinde ve olgu bulması %50 üzerinde olan YOYܒler Hindistan, Çin ve Kamboçya.

22 YOYܒde ihtiyaç duyulan bütçe açığı 2005 yılında 126, 2006 yılında 151 milyon dolar.

Stop TB Departmanından Mukund Uplekar’ın konusu: DS֒nün önerdiği TB kontrol stratejisi ve MGH’lerine ulaşma idi.

DSÖ tarafından önerilen DGTS stratejisindeki gelişmeleri tartıştı. İlk 1994 yılında yayımlanan temel belge (framework) ve DGTS’nin başlatılması (1995), 2004 yılında %82 tedavi başarısı, %52 olgu bulma, yeni sorunlara yönelik stratejiler (TB/HIV, ÇİDTB, özel sektörün büyümesi gibi) ve araştırma ve gelişmede artış. Yayımlanan dokümanları belirttikten sonra, günümüzdeki stratejinin gelişiminin ana hatlarını ortaya koydu. Örneğin, bütün TB hastaları için en yüksek kalitede hizmete ulaşmak. (DGTS uygulanan bölgelerde çocuk TB, AD TB ve yayma negatif TB hastalarına ücretsiz ilaç verilmeyebiliyor çünkü).

Yapılması gerekenler

1. Kaliteli DGTS’yi yaygınlaştırmak ve güçlendirmek
2. TB/HIV ve ÇİD-TB sorununa yönelmek
3. Sağlık sistemini güçlendirmeye katkıda bulunmak
4. Bütün hizmet sunanları çalıştırmak
5. Hastaları ve toplulukları güçlendirmek
6. Araştırmayı sağlamak ve geliştirmek

DGTS stratejisinin beş maddesini tanımlarken (burada özellikle bakteriyolojide değişiklik yapılmış)

1. Politik kararlılık: Dünya Sağlık Asamblesi ve MGH’lerine ulaşmak için, uzun dönemli planlama, yeterli insan kaynakları sağlama, sürekli ve gerekli bir bütçe sağlamak.
2. Bakteriyoloji ile olgu bulma (önce mikroskopi, kültür/ilaç duyarlılık testi) ve yayma (+), yayma (-), ilaç dirençli ve ÇİD-TB olgularını saptamayı artırmak için laboratuvar ağını güçlendirmek.
3. Standart tedavi: Uygun hasta bakımı koşullarında. DGT’yi de içeren. Böylece edinsel ilaç direncini azaltmak ve uyumu ve kür şansını artırmak için hasta desteği.
4. Etkili ve düzenli bir ilaç temin sistemi. Bunun yanında ilaç yönetim kapasitesinin artırılması
5. Programın denetimi ve değerlendirilmesi için etkin bir izleme sistemi, etki ölçümü de dahil.

Marcos Espinal, STOP TB için 2006-2015 Küresel Planını sundu. Buna göre 2006-2015 döneminde Stop TB Partnership’in TB kontrol planı hazırlanıyor. 2050 için TB’u elimine etmek yani yüzbin nüfusta 1’in altına düşürmek hedefine doğru çalışmak. Hangi aktiviteler, maliyeti ne olacak, etkisi ne olacak? MGH’ne yönelik neler yapılmalı? Küresel planın yapacakları: bir vizyon sunacak, hedeflere ulaşmak için bir yol haritası olacak, tanıtım ve kaynak bulmada yardımcı olacak, uzun dönem ulusal planlara destek olacak, araştırma ve geliştirmeyi uyaracaktır.

  • DGTS’yi geliştirmek: DGTS’yi yaygınlaştırmak, kalitesini ve etkinliğini artırmak; toplumsal bakım, kamu-özel ve kamu-kamu işbirliği, birinci basamak akciğer sağlığı; kültür ve ilaç duyarlılık testi (İDT) için yeni laboratuvarlar.
  • DGTS-Artı: İDT (yeni ve yeniden tedavi); yeni ve yeniden tedavi ÇİD-TB
  • TB-HIV: HIV infekte olanlarda aktif TB araştırması ile TB tedavisi ya da İNH koruyucu tedavi; TB hastalarında HIV testi yaparak TB tedavisine ek antiretroviral tedavi ve kotrimaksazol vermek.
  • Tanıtım, iletişim, sosyal yardım örgütleme

    TB prevalansı ve ölümleri 2015’te dünyada yarıya inecek, fakat, Afrika ve Avrupa’da bu gerçekleşemeyecek. Aşı, ilaç ve tanı için yeni çabalar. Bütçe ve bütçe açıkları. Konularına göre bütçe. Önümüzdeki 10 yılda, Stop TB Küresel Stratejisi ile yaklaşık 50 milyon insan TB tedavisi görecek, yaklaşık 800.000 ÇİD TB tedavi olacak ve yaklaşık 3 milyon TB/HIV hastası antiretroviral tedavi alacak. 14 milyon kadar insanın hayatı kurtarılacak. 2010 yılında ilk yeni TB ilacı sunulacak ve bunu izleyerek 1-2 aylık kısa TB tedavi rejimi oluşturulacak. 2010’da hızlı, duyarlı ve ucuz bir TB tanı testi geliştirilmiş olacak. 2012’de latent TB infeksiyonu tanısı ve hastalık gelişme riski yüksek olanları saptayan bir tanı kutusu olacak.

    Uygulama çalışma gruplarının toplantılarının özetini sunan Philip Hopewell: Stop TB Stratejisinin etkilerini değerlendirdi: 2005 sonlanırken, MGH’leri esas alınmaya başlandı ve yeni bir Stop TB Küresel Planı hazırlanıyor. Daha önce şu dokümanlar yayımlanmıştır. TB/HIV ortak aktiviteleri için bir politika, ÇİD-TB için Rehber, TB ve Yoksulluk Rehberi, Kamu-Özel birlikteliği aktiviteleri için rehber, TB bakımı için uluslararası standartlar.

    Stratejinin unsurlarını sıraladı ve herbiri için yapılan tartışmaları, bu tartışmalardan çıkardığı sonuçları sıraladı.

    1. Kaliteli DGTS’yi yaygınlaştırmak ve güçlendirmek
    2. TB/HIV ve ÇİD-TB sorununa yönelmek
    3. Sağlık sistemini güçlendirmeye katkıda bulunmak
    4. Bütün hizmet sunanları çalıştırmak
    5. Hastaları ve toplulukları güçlendirmek
    6. Araştırmayı sağlamak ve geliştirmek

    Bu sunumlardan sonra ülke sunumları vardı. Sırasıyla:

    Etyopya’da Stop TB Stratejisini uygulamada şanslar ve sorunlar.
    71 milyon nüfus. TB insidansı 356/100.000, olgu bulam %47 (tüm olgular) ve tedavi başarısı %76). Maputo’nun yaptığı açıklama ile önemli bazı gelişmelerin ortaya çıktığını belirtti.

    Brezilya’nın Ulusal TB Kontrol Programı sunuldu. 179 milyon nüfus, insidans yüzbinde 40-50 (tüm olgular). Olgu bulma %76, tedavi başarısı %83. Yıllık tahmin edilen 90 bin hastadan 2004 yılında 33.000’inin kayıtları var. Bu ülkede aile sağlık ekipleri, herbiri 4 bin kişiden sorumlu 22.000 ekip var. Yeni kurulmuş ve bu aile sağlık ekipleri ile yeni tecrübeler ediniyorlar. Kurulmuş bir lab ağları var. Ülkede eczanelerde TB ilacı satışı yasak. Yaptıklarını ve başardıklarını anlattı. Son slaytında birer külot ile oynayan küçük çocuklar gösterdi. Bunlar, Hindistan’dan göçen ve insidansın en yüksek olduğu topluluk imiş.

    Küresel İlaç Temini (Global Drug Facility, GDF): kalitesi kontrol edilmiş, ucuz, ihtiyaç duyulan ilaçları sağlamayı amaçlayan , DSÖ bünyesinde ve Stop TB Partnership tarafından yönetilen bir uygulama. Para yok ise, GDF fon sağlıyor, ilaçları kalite kontrolü ile, uygun bir ikmal sistemi ile, standart ürünler ve standart paketler halinde veriyor. Dağıtım ve denetimde teknik destek veriyor. HRZE, HRE, HR, EH, EZH, vd. Hazır kombine ilaç preparatları var. İlaç doz ve paket şekilleri DSÖ rehber ve rejimlerine göre yapılıyor. 60’dan fazla ülkeye ilaç veriyor. Her bir hasta için 14-18 dolar tutuyor ilaç. Yıllık 35-40 bin dolarlık ilaç sunuyor. Denetim ve teknik destek sunuyor. İlaç yapımı, kalite kontrolü, kalite değerlendirmesi sağlıyor. Bağış yapanlar, teknik destek sağlayanlar ve ülkelerle işbirliği içinde. Hem fonlarla, hem de doğrudan alımlarda yıllar içinde hızlı bir artış görülüyor. İlaç temin ettikleri ülkeler, çoğunluğu Afrika’da, ikinci büyük grup güneydoğu Asya’da ve doğu Akdeniz ile Orta Avrupa’da az sayıda ülke.

    Tanıtım, İletişim, Sosyal Yardım Çalışma Grubu adına yapılan sunumda, bu grubun yeni kurulduğu ve küresel bölgesel ve ülke düzeyinde stratejik yol göstericilik ve teknik destek sağlamak amaçlandığı belirtildi. 2005 yılında 300 parçadan fazla haber oluşturulmuş. Ülke yönetimlerini etkileyecek uygulamalar yapılmış. Global fon başvuru eğitimleri. Afrika’da TB’un aciliyeti konusunda haberler, ülkelerde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verildi ve 2006 planları anlatıldı.

    Yeni tanı araçları çalışma grubu sunumunda 50 kişilik bir grubun yönetim ve sekreterlik altında araştırma, tanı denemeleri, pazara sunum ve tanıtım alt grupları oluşturacağı belirtildi. Öncelik sıralaması yapmışlardı. Yayma pozitif olgu bulma, Yayma negatif olgu bulma, ADTB tanısı, tedavi için ÇİDTB tanısı, sürveyans için latent TB infeks tanısı, tedavi için latent TB infeks tanısı ve sürveyans için ÇİDTB tanısı sırası ile. Yapmakta oldukları çalışmalar hakkında bilgi verdi ve 2006 yılında Dr. Tanıl Kocagöz tarafından geliştirilen besiyerini demonstrasyon projesi yapacaklarını belirtti.

    Yeni aşı geliştirme çalışma grubu, aşı için sürelerin, ilaç geliştirme x10 olduğunu belirtti. 2005 yılında faz 1 denemesi yapılacak 5 aday ürün var. Hedef olarak da 2015’te, güvenli, etkili, lisanslı bir aşı olması ve makul fiyata sunulması, 2020’de yaygın dağıtımı hedefleniyor. Maliyetin 3 milyar doları geçeceği belirtildi.

    Rusya’da Stop TB küresel stratejsinin uygulanmasındaki sorunlar sunuldu. 2004’te 118 bin hasta (tüm hastalar) olduğu ve insidansın yüzbinde 83 olduğu belirtildi. Tedavi altındaki hasta sayısı ise 312 bin ve prevalans yüzbinde 218. DGTS bölgelerinde tedavi başarısı %61. HIV toplam 298 bin, TB ve HIV 4,5 bin. Primer ÇİDTB ise 3,5 bin. Ülke genelinde DGTS stratejisini uygulamaya başladıklarını belirtti konuşmacı.

    Endonezya’de Stop TB stratejisini uygulamada başarılar ve sorunlar 1999’da başlayan çabalar ile 2004’te %54 olgu bulma sağlanmış. Yapılan bir anket sonucu (toplumda TB bilgisi) uzun sunuldu.

    Kamboçya’da Stop TB stratejisi: Önce hastanede DGT başlatılmış (1994). 1999’da sahada DGT başlatılmış. 2001’de yeni strateji kabul edilmiş. 2002 prevalans taraması. 2003 TB/HIV ortak çalışmaları. 2005’de kamu-özel ortak DGTS pilot çalışma başlatılmış. Olgu bulma %70’den fazla ve tedavi başarısı da %85’den fazla. TB programları cazip imiş. Sorun olarak, kullandıkları kaynakların devamlılığını nasıl sağlayacaklarını düşünüyorlar.

    Yeni ilaç geliştirme çalışma grubu sunumunda öncelikler sıralamasında, aktif, ilaca duyarlı TB hastalarının kısa sürede ve daha basit tedavisi; ÇİDTB tedavisini geliştirme, TB/HIV tedavisin geliştirme, latent TB infeks tedavisini geliştirme sırası sunuldu. Tedavi süresini 6 aydan 1-2 aya indirmek ve 130 dozdan 10 doza indirme hedefi belirtildi. Şu anda araştırma aşamasında (keşif edilmiş) 16 ilaç, preklinik çalışmada 5 ilaç ve klinik testleri yapılmakta olan 6 ilaç olduğu belirtildi.

    19 Ekim 2005

    Kursların olduğu gün.
    Birkaç çalışma toplantısı yanında bir-iki bilimsel toplantı da vardı.
    DS֒nün 2003 yılında yayımladığı ve idame döneminde 4 ay HR yerine 6 ay HE kullanımının daha fazla nükse yol açtığı konusunun tartışıldığı bir toplantı yarım gün sürdü. Toplantıda sunulan ve henüz yayımlanmamış, Kamboçya, Bangladeş, Vietnam verileri tartışıldı.

    Toplantıda sunulan veriler ile HR ve HE idame tedavilerinin etkileri ele alınırken:

    -kür sağlama
    -başarısızlık
    -başarısızlık durumunda ilaç direnci gelişmesi
    -tedavi süresince HR idamesinde gözetim ihtiyacı
    -ve yeniden tedavi ile de başarısız kalıp, kronik hasta yaratma konusu tartışıldı.

    Hans Rieder, Styblo’nun “kronik yaratmayın!” mesajını vurguladı.

    1. İdamede TH varsa, kategori II rejim uygun
    2. İdamede HR varsa, kategori II rejim ?
    3. İdamede HE varsa, kategori II rejim ? (neden kullanıyoruz o halde? Çünkü, elimizde tek bu var). Buradaki ikinci ve üçüncü durumlarda yeterince kanıt yok. Sonuç: kategorı II rejimler başarılı değil!

    Bu yıl verilen ödüllerde, IUATLD tarafından verilen bilim ödülü, Elispot testi bulan Dr. Ajit Lalvani’ye verildi. Karel Stbylo Halk Sağlığı Ödülü, Çin TB kontrol programı yöneticisine verildi. Union madalyası da J. Crofton’a verildi. 90 yaşının üzerindeki Crofton, sarsak adımları ile gelip, herkesi güldüren hoş şeyler söyledi.

    Akşam açılış kokteylinde çok değişik ülkelerden insanlarla konuşma olanağı bulduk.

    20 Ekim 2005 kongrenin ilk günü

    Kongrede sabah 8-10:15 ilk oturumda 7 paralel salonda toplantı vardı.
    Benim katıldığım sabah oturumunda İlaç geliştirmede son gelişmeler toplantısına katıldım. Burada yapılan sunumlarda, önce, ilaç geliştirmenin evreleri ve sorunları anlatıldı. İlaçlar ortaya çıktıktan sonra da rejimlerin oluşumunun büyük çaba ve zaman gerektirdiği anlatıldı. Faz I, II, III için 6 yıl gerekiyor. İkinci konuşmacı, tedavinin izlenmesinde kullanılan göstergeleri tartıştı. Tedavi başarısızlığı artı nüksler, kültürün negatifleşmesi, mRNA yanıtı, sitokinler (IFN gama gibi), erken bakterisidal aktivite. Birçok göstergenin değeri ve rolünü klinik ve araştırma verileri ışığında tartıştı. Üçüncü konuşmacının konusu, ilaçlar için yeni hedefler idi. DNA, stress, enerji, enzimler, vs. Dördüncü konuşmacı Sequella ilaç firmasından idi. SQ109 ve SQ609 adlı geliştirdikleri ilaçlarla ilgili bilgi verdi. Beşinci konuşmacı, TB tedavisi için Moksifloksasinin geliştirilmesini anlattı. HRZE rejiminin günlük ve haftada 3 kez verildiği iki durumda EMB yerine MOX kullanılmış ve EMB’Li ile MOX’li rejimler arasında 2. ayda konversiyon farkı saptanmamış. Mox güvenli ve yan etki az bir ilaç olarak değerlendirilmiş. Aynı rejimde İNH yerine Mox kullanılan rejimde ise bir gruba Mox plasebo RZE, bir gruba İNH plasebo RZE veriliyor. Başka bir rejimde 2HRZG/2HRG ile 2 HRZE/4HR karşılaştırılacak. Buna benzer kinolonlarla beşten fazla klinik çalışma başlatılmış ya da başlatılıyor. Sonraki sunumda OPC-67683 adlı bir ilaç (Japonya’da bulunmuş) sunuldu. Bu ilacın fare deneyleri, tedavi süresini kısaltacak gibi görünüyor.

    10:30-11:30 arasında poster sunumu başlığı konmuştu.

    11:30-12:30 Genel oturum (plenary session) konusu: Küresel Sağlık İnisiyatifinin, TB ve HIV kontrolü ile yoksulluğu azaltmasının değerlendirilmesi idi.

    12:45-13:45 Çalışma grup toplantıları

    Öğleden sonra yapılan oturumda (14:00-16:15) TB/HIV ortak epidemisi, yeni dalganın geleceği ülkeler idi. Bu oturumda, biraz öngörü niteliğinde, önümüzdeki dönemde HIV’nin artış göstereceği ülkeler ve bu ülkelerdeki sorunlar üzerine odaklanan sunumlar yapıldı. Rusya, Doğu Avrupa, Ukrayna, Kamboçya ve Hindistan’a ilişkin sunumlar yapıldı. Sahra Güneyi Afrika ile, Güney doğu Asya’da yaygın olan HIV’nin ve TB/HIV birlikteliğinin Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde ciddi bir artış gösterdiği belirtildi. Rusya’da HIV pozitifliğinde 2001 yılında en yüksek değerler saptanmış ve daha sonra düşüş görülmüş. Hindistan, Bangkok, Vietnam, Çin’de yapılan çalışmalarda damar içi ilaç kullananlarda HIV %40-70’e çıkmış. Ukrayna’da TB hastalarında HIV pozitifliği 1990’da %0,5 iken, 2004’te %3’e çıkmış. Kamboçya’da 2003’te TB hastalarının %10’unda HIV pozitif bulunmuş; 123 bin HIV pozitif var 15-49 yaş arası; en yüksek oran doğrudan sex çalışanlarında. Hindistanda tahmini 5,1 milyon HIV pozitif var, %75 erkek, %88 15-44 yaş, %86 heteroseksüel. TB ise dönyanın beşte bir hastası Hindistan’da ve yılda bir milyon yayma pozitif TB hastası var. TB’lu hastalarda HIV pozitiflik oranı giderek artıyor, önceleri %0,2-4 iken son dönemde %6,6-28 değerleri saptanmış. 2004’te ART başlanmış ve 30 merkez var, 20 bin kişiye ART verilmiş. Oturumda Çin adına da bir sunum vardı, sunum yapılmadı.

    17:00-18:00 arasında T-Spot test ile ilgili toplantı ve 4 ilaçlı sabit doz poşetler şeklinde ilaç oluşturma ile ilgili toplantılar vardı.

    21 Ekim 2005


    Sabah, 08:00-08:50: uzmanı ile toplantılar vardı. Milenyum Gelişme Hedefleri, Politik Kararlılık nasıl sağlanır, TB kliniklerinde HIV ile başetme, ÇİD-TB ile mücadele ve Epi Data Analizi var idi.

    İkinci oturum: 9:00-11:15: (yedi paralel salon vardı). Benim katıldığım toplantı Temaslı muayenesi ve sonuçları konusunda idi. İlk sunumu Latvia’da yapılan bir proje çalışması oluşturuyordu. İkinci sunum Endonezya’da temaslı muayenesi idi. Ülkede uygulanan politika, yayma pozitiflerden semptomlu aile bireylerini getirmeleri isteniyor. Profilaksi sadece büyük hastanelerde uygulanıyor. Klinisyenler genellikle İNH koruyucu tedavi vermek konusunda istekli değiller ve İNH paralı. Küresel fon ile bir proje başlatılmış. Güney Kalimantan’da Banjarmasin’de çalışma yapılmış. Ev ziyareti yapan hemşire yayma pozitiflerin temaslılarını belirleyip temaslıların özelliklerini kaynak olgu tedavi kartına işliyor. Semptomlu olan 5 yaş üstü herkes sağlık merkezine çağrılıyor. 5 yaş altı olanlar ise, ev ziyareti sonrası sağlık merkezinde doktor tarafından muayene ediliyor. Semptom yok ise İNH 10 mg/kg veriliyor. (Film ve TCT yok). İlaçlar, hastanın ilaçları ile aylık veriliyor. Koruyucu tedavi kaydı tutuluyor. 105 yayma pozitif için 130 temaslı saptanmış ve 5 yaş altı 13 temaslıdan 10’una koruyucu tedavi veya tedavi başlanmış. Personel motive, yerel inisiyatif iyi, 5 yaş altı için yapılan çalışmada maliyet az, uyum yüksek ve bu koşullarda temaslı muayenesi/profilaksi uygun görünüyor diye sonuçlarını belirtti. Ülke çapında temaslı muayenesi yapmalı mı sorusunu tartıştı. Sonraki konuşmacı Filipinlerde temaslı muayenesini anlattı. Ülke genelinde DGT aile bireyleri ile uygulanıyor. Ülke YOYܒlerden 9uncusu. Yeni olgularda ilaç direnci 1997’de %1,4 iken, 2004’te %4,4 bulunmuş. DGTS-Artı projesi başlatılmış. 433 ÇİD olgu tedaviye alınmış ve 212’sinin tedavisi tamamlanmış. Bu hastalardan 257’sinin 1065 temaslısı taranmış. 153 temaslı çocuk imiş ve bunlarda %3,3 radyolojik tb, %0,6 basil çıkaran tb saptanmış. Temaslılarda 30 hasta saptanmış, bunlardan 4 yaş ve altında hasta yok, 5-14 yaşta 1 hasta var.16’sı 15-24 yaşta ve 16’sı kardeşlerde bulunmuş. ÇİD hasta temaslılarında prevalans yüksek bulunmuş. Sonra, Tayland’da aktif AC TB hastalarıyla karşılayan HIV infekte kişilere yaklaşım konusu sunuldu. Sunulan çalışmada amaç, Tayland’da TB hastalarının aile bireylerinde aktif TB ve HIV infeksiyonu sıklığını araştırmak olarak belirtildi. 499 indeks olgunun 1200 temaslısı incelnmiş. 890’ı HIV testini kabul etmiş. Aktif TB %3,8, HIV pozitif %7,5 bulunmuş. Sonraki konuşmacı, Güney Afrika’dan idi ve Temaslı muayenesi ve koruyucu tedavi yaklaşımlarını tartıştı. TCT ve Akciğer filmi, HIV test olanağı olmayan durumda ve olan durumda yapılabilecekleri teorik olarak sundu ve uygulamada bu konudaki verileri ortaya koydu.

    Genel oturum 11:30-12:30 BCG: hep kullanılacak mı? Başlığını taşıyordu. Nüfus, HIV infeksiyonu, yeni suşların ortaya çıkışı ve zaman içinde BCG’deki değişimler, ilaç direncini getirdiği basildeki değişimler gibi unsurlar ile konuyu tartışan Norveç’li Profesör, BCG’yi kullanmayı sürdürmemiz gerektiğini belirtti.

    Saat 12:45-13:45 arasında Çalışma grupları toplantısı vardı. Ben cezaevi grubunun toplantısına katıldım. Yapılan çalışmalardan söz edildi. Kazakistan cezaevleri için hazırlanan bir TB draması vardı, o sunuldu. Cezaevlerinde TB programı, HIV’ye yönelik uygulamalar konuşuldu ve cezaevleri için hazırlanan DSÖ Rehberinin yenilenmesi gerektiği, yenilenirken yer alması istenen konular önerildi.

    Saat 14:00-16:15’de CDC tarafından sunulan “geç gelen bildirilerin sunulduğu bir oturum” vardı. Bu oturumda sekiz tane çarpıcı sunum yapıldı. PCR ile hızlı tanı sistemi. Mozambik-Manisa’da bir HIV ve TB ortak çalışma. Peru-Lima’da TB’lularda HTLV1 virus sıklığı. İnhale ve oral ilaç biyoyararlanımı. İkinci ayda negatifleşmede ABD ve Afrika farklı.Uganda’da IRIS. Beklemiş balgamda HIV testi yapma. Dünya’da ÇİD olgu tahminleri. Bu sunumlar, geç yollanan, seçilmiş bildiriler. Bir kısmına destek de veriyorlar.

    16:30’dan itibaren TB Çalışma grubu toplantısında çalışma gruplarının toplantıları anlatıldı ve gelecek kongre için öneriler tartışıldı.

    22 Ekim 2005

    Kongrenin son gününde, sabah uzmanına danış toplantısında İnsan Kaynakları Geliştirme başlıklı oturuma katıldım. Pek bir yenilik izlemedim. Diğer konular, HIV ve AIDS aktivistleri, Global Drug Facility/global astma drug facility, çocuk akciğer sağlığı idi.

    Sabah ana oturumda AIDS’te mikobakteriye yönelik bağışıklığın geri gelmesi başlıklı oturuma katıldım. Sunumlar, TB için yeni aşı çalışması (Danimarka’dan). Güney Afrika madenlerinde retrospektif ve çok güzel yapılmış bir çalışma ile HIV enfeksiyonu gelişiminden sonra TB ortaya çıkması ile ilgili bir tez tartışıldı. Daha önce, biz, HIV infeksiyonu geliştikten sonra, yıllar içinde TB gelişme olasılığının arttığını okuduk. Bu çalışmada ise, HIV pozitifleştikten sonraki ilk yıl TB olasılığı iki kat artıyor ve 7 yıl süresince bu olasılık aynı kalıyor. TB kontrolünde ART’nin rolü üçüncü konu idi. Sonuçta, ART’nin TB insidansını düşürdüğü, DGTS’den daha pahalı olduğu, CD4 sayımlarının standart hale getirilmesi gerektiği bilgilerini verilerle sundu. İRİS (bağışıklığın geri gelmesi sendromu) ve AIDS’te patojene özgü bağışıklığın geri getirilmesi başlıklı son iki konuşma, Fransa’dan iki uzmanın güzel hazırlanmış uzun süreli çalışmalarının sunumu idi.

    Genel Oturum’un konusu: HIV ve astma ilaçlarına ulaşabilme idi.

    Kongrenin son oturumunda eş zamanlı beş oturum vardı. Bunlardan Orta düzeyde TB olan ülkelerin özel konuları başlıklı toplantıya katıldım. İlk sunumu CDC’den bir uzman yaptı ve ortaya bir tez attı: bu ülkelerde TB kontrolü için özel öneriler gerekir. Sonra da anti tezi ortaya koyup tartıştı. İkinci sunum Mısırdan ülke sunumu idi. İkinci konuşmacı ile ilk konuşmacı, orta düzeyde TB olan ülke tanımında bile birleşemediler. Daha sonra bilgisayarlı veri toplama sistemi başlatan Kore ve Suriye sunum yaptılar. Japonya ve Mısır’dan kamu-özel işbirliği sunumları yapıldı ve son olarak İran’da TB-HIV konusundaki çalışmalar sunuldu. Sunumların içeriği, konu başlığının getirdiği sorulara yanıt verecek d düzeyde değildi. Sonuçta, tartışma bölümünde de yeterli bir canlılık olmadı.

    SONUÇ:

    Kongrenin getirdikleri ve görüşler

    1. Bilgi


    • Çok sayıda ülkenin uygulamaları
    • DSÖ, IUATLD, ve diğer uluslararası kuruluşların yaptıkları, planları.
    • İlaç, aşı, tanı yöntemi geliştirme çalışmaları
    • Bilimsel araştırmalar konularında genel bir bilgilenmemiz oldu.

    2. Tanışıklıklar

    Kongrede değişik ülkelerden hekimler ve TB kontrolünde çalışan kişilerle tanışma yanında, sonraki kongrelerde sunum yapmak üzere bazı bağlantılar, soru ve tartışmalar ile belirli konularda, sorumlu kişilerle tanışmalar sağlandı.

    3. Türkiye hakkında


    Kongrede Türkiye hakkındaki tartışılan konularda konunun tarafı olarak görüş ve bilgi sunma olanağımız oldu. Bazı tartışmalara da ülkemizden örnekler vererek katıldık. Sonuçta, bu kongrede Türkiye’den söz edilmiş oldu. Tüm kongrede tek bir konuşmacımız vardı: tütün konusunda konuştu. Posterlerimiz İstanbul’dan arkadaşlarımız tarafından getirilmişti. İstanbul Verem Savaşı Derneğinin de desteği ile kongreye katılım sayımız geçen yıllardan daha yüksek idi. Türkiye verileri ve araştırmaları ile daha fazla konuşmacımız olmasını sağlamalıyız.


  • Bu site Doç. Dr. Şeref Özkara'nın katkılarıyla hazırlanmıştır.
    sorularınız için: ozkaraseref@yahoo.com
    Adres: Türkiye Ulusal Verem Savaş Dernekleri Federasyonu
    Ziya Gökalp Cad. Sağlık 2. Sokak 63/10 Kolej/Ankara
    Tel:0 312 4319335
    Faks:0 312 4333214

    tarafından geliştirilmiştir